KÖYÜMÜZÜN TARİHÇESİ

(KÖYÜMÜZÜN TARİHÇESİ)

 

         XV.yüzyıl kaynaklarında Baraklar BAYAT boyuna bağlı olan Dulkadırlılar'ın Cerit Oymağı içerisinde bir oba olarak yer aldığı belirtilen bir aşiret olarak bilinmektedir.
         Evciler ilçesine bağlı Baraklı Köyünün yöremize yerleşmesi XVI yüzyıl sonralarına dayanır. Aşağı yukarı dört yüz senedir yöremizde yerleşik bir hayat sürmektedirler.
         Doksan üç yaşındaki Şükrü Efe dededen dinlediğimize göre,Evciler İlçesinin yöreye yerleştiği anda çevrede sadece Baraklı ve Karahacılı Köyü vardır. Çevremizde Çivril'e bağlı Bozdağ Köyü de Barak Türkmen'dir. Tapu kayıtlarında Bozdağ Köyünün adından Barak diye bahsedilmektedir.
Baraklar Güney doğu Anadolu'da Gaziantep,Kilis ve Nizip çevresinde yaşayan Türk oymaklarıdır. Baraklar 17. yüzyıla kadar Sivas'ın güneyinde Uzun yayla bölgesinde yaşamışlardı. Çoğunluğu çiftçi idi. Osmanlı İmparatorluğunun 1691 yılındaki zorunlu iskan politikasından dolayı birçok Türk boyu ile birlikte Güneydoğu Anadolu'ya , özellikle Rakka ve çevresine yerleşmek zorunda kaldılar. Daha sonra Orta Anadolu'ya kaçtılarsa da 1712 yılında tekrar Rakka çevresine zorla yerleştirilmişlerdir. Zamanla Türkiye'nin çeşitli yerlerine göç etmişler ve taşınmışlardır.
         Rivayetlere göre köyümüzün eskileri Gaziantep civarlarından ilk önce sandıklı yakınlarındaki barak damları denen yere gelmişler ama sineklerden duramamış ve şimdiki köy yerimize gelmiş ve yerleşmişlerdir. 1995 yılındaki Dinar depreminde köyümüzde büyük hasar görmüş, 3 kişi vefat etmiş, köyümüzün bütün evleri yıkıldığından köyümüzün yerleşim yeri daha dayanıklı zemin olduğundan demiryolunun sağından soluna taşınmış ve devletimiz tarafından yeni deprem evleri yapılmıştır.
         Baraklı adını Barak aşiretinden dolayı almıştır. Türkçe bir kelimedir,sözlük anlamı ; tüylü,kıllı cuha ,kebe veya bir cins tüylü av köpeğidir.
         Evciler ilçesinin 6 köyünden en büyüğüdür. Köyden kentlere göç vardır. Bu yüzden 1990 nüfus sayımında 860 olan nüfusun 2000 nüfus sayımında 655'e düştüğü görülmüştür. Köyün Evcilere olan uzaklığı 10,8 km'dir. Halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır.

 

KAYNAK : KÖYLÜMÜZ HASAN KARAKAYANIN YAPTIGI ARAŞTIRMALAR

 

BARAKLAR HAKKINDA TARİHÇİ GÖRÜŞLERİ

 

         " Barak kelimesinin çok tüylü bir cins köpeğe denildiğini ve şahıs ismi olarak kullanıldığını biliyoruz. Barak Hâcib,Barak Han,Barak Reis. Bu oymağın adının da bir şahıstan geldiğinden şüphe edilmez. Baraklar 16 yüzyıl'da Yeni - İl'in Dulkadirli koluna mensup aynı adı taşıyan bir cerid obasıdır. ( Faruk Sümer-Oğuzlar Sayfa 212)
         " Barak adı ; tarihimizin ve edebiyatımızın kaynak eserlerinden biri olan Oğuz Kağan destanında Kıl Barak ,Kara Barak karşımıza çıkmaktadır. Ebul Gazi Bahadır Han'ın Şecere-i Terakimesinde barak Han tamlamasında kullanılan Barak adı , 18.yy'da Battal Gazi destanında kıl barak olarak geçer. Tarih boyunca Türk boyları arasında yaygın olarak kullanılmıştır. Arap tarihçi Dımışki,Kıpçak oymakları arasında Barak adlı bir topluluktan söz etmekte Laszlo Raysoni "Tarihte Türklük" isimli eserinde , Barak kelimesinin Macaristan'dan Romanya'ya kadar uzanan geniş coğrafya da bilinen ve kullanılan bir Türk ismi olduğunu belirtmektedir.

         Tarihte daha çok topluluk ve yer adı olarak kullanılan "Barak"ın devlet,siyaset ve sanat alanında bilinen birçok kişiye de ad olduğu görülmüştür.
         Barak ovasında Dokuz yol(Uruş) köyünden Halaf İşbilir rehberliğinde yapılan araştırmalar sırasında mahalli kültürün temsilcileri olarak tanınan Mehmet KILIÇOĞLU (Mahgül) ,Kargamıştan Tahsin ÇAKIR ve Sait UZUNASLAN "Barak" adının kaynağı konusunda şu bilgileri vermişlerdir.

        1. Baraklar iskanının bayraktarları olduklarından "Bayraktar" kelimesi zamanla değişikliğe uğrayarak "Barak" şekline dönüşmüştür.
        2. Baraklar giydikleri tüylü çuha ve "kebe" den dolayı bu adı almışlardır.
        3. Yanlarında devamlı bulundurdukları bir cins uzun tüylü av köpeğinden dolayı kendilerine bu unvan verilmiştir.
        4. Barak kelimesi cesaret ve kahramanlık timsali olan kurt başı anlamını taşır.
        5. Anadolu'ya göçüp,Yozgat'a yerleştiklerinden haklarında yerli halk tarfından padişah IV. Murat'a yapılan asılsız şikayetler üzerine gönderilen Kadıoğlu Yusuf Paşa ,araştırmalar sonucu padişaha görüşlerini aktarırken "Şikayet edilen topluluk Horasan'dan göç edip Yozgat'a yerleşen Türkmenlerdir. Konuştukları dil tam bir bey dili ve aynı soy ve akrabalardan türeyerek gelmiş (berrak) insanlardır." Şeklinde anlatım olmasından "berrak" kelimesi de zamanla değişikliğe uğrayarak "Barak" adı olmuştur.

         Barak Türkmenlerinin tarihlerine bakıldığında , Oğuz boylarından Bayat boyunun Dulkadırlı koluna mensup aynı taşıyan bir cerid obası olduğu anlaşılır. Bugün Nizip,Oğuzeli ve Karkamış ilçe sınırları içerisinde geniş bir bölgeyi kapsayan Barak Ovasında aynı adla hayatlarını sürdüren ve ayrıca Kilis ve Kuzey Suriye toprakları ile Reyhanlı ve Amik ovalarında da az sayıda Barak Türkmenleri bulunmakta ve yerleşimlerinin 120 köy ve mezrayı bulduğu belirtilmektedir. Bu Türkmenler örf ve adetlerini hala korumaktadırlar. ( Barak Türkmenleri. Gaziantep Valiliği )

 

BARAKLI/BARAKLI/BARAKLAR ( BARAK TÜRKMENLERİ )

 

         Bir takım XV. Yüzyıl kaynaklarında Bayat boyuna bağlı olan Dulkadirlilerin Cerid Oymağı içerisinde bir oba olarak yer aldığı belirtilen Baraklar,bir aşiret olarak bilinmektedir. Karalar aşireti içinde de bir cematı bulunan Baraklar : Barak, Baraklı, Baraklar şeklinde tanınmaktadır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde,Gaziantep,Kilis ve Nizip'in güneyi ile Suriye'nin bu yörelere yakın bazı sınır köylerinde yaşayan ve eski bir Türkmen aşireti olan Baraklar,1520-1566 yılları arasında I. Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait Tahrir defterlerinde Halep Türkmenleri arasında yaşadılar. Kendilerinin Horasan'dan gelmiş olduklarını kabul etmelerine rağmen yapılan bazı yerel araştırmalardan bu aşiretin Beydili Aşireti içerisinde yer aldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. (Cenup'ta Türkmen Oymaklar-Ali Rıza Yalman. Cilt I - Sayfa 6 )
        Zamanımızda toprağa sıkı sıkıya bağlı bulunan ve sınırları doğuda Fırat Nehrine kadar uzanan Barak'lıların Horasan'dan Anadolu'ya gelişlerini ve orada yaşarlarken karşılaştıkları olayları hikaye eden,destan ve türkülerle süslenmiş ilginç sözlü tarihleri de bulunmaktadır.Bu kayıtlara göre Firuz Bey'in önderliğinde Anadolu'ya gelen Baraklar, önce Yozgat yöresinde yurt tutmuşlar,daha sonra devletle araları açılınca Şanlıurfa yakınlarındaki "Colab" adıyla anılan yöreye göç etmişlerdir. Bu durumda Firuz Bey Oymağın yarısını alarak Horasan'a geri dönünce , geride kalan Baraklar da Anadolu'nun muhtelif yörelerine dağılarak diğer Türk Boyları arasında eridiler. 1688 yılında Bayındırlar ve diğer oymaklarla beraber Sivas bölgesinde ,ekinleri yedirdikleri ,evleri yaktıkları nedeniyle 1691 yılında Rakka 'dan iskanlarına karar verilen Baraklar'dan ancak yoğun olarak yaşadıkları Gaziantep yöresinde yaşayanları asıl ve asaletlerini koruyarak adet ve geleneklerini muhafaza edebildiler. Suriye'dekiler ise Arap'laştılar.
         Bu oymağın bilinen Beyi, 1940 yıllarında ,Nizip ilçesine bağlı Akça köyünde oturan İdris KAHYA'dır. Ekseriyeti Nizip'in güney taraflarına yerleşmiş olan Baraklar'ın bir kısmı da XVI. Yüzyıl sonlarında Dinar,Çivril ve Evciler yöresine yerleştiler. Bir bölüğü de halen Kahramanmaraş dolaylarındaki Nurhak dağı oymakları arasında bulunmaktadır.
         Öte yandan 1729 yılında Rakka'da iskan olundukları yerden kaçarak Anadolu'nun muhtelif yerleri ile Sivas iline geldikleri nedeniyle,yeniden eski iskan bölgeleri olan Rakka'ya götürülmelerine karar alınan Baraklar'ın 1764 yılında Halep'te 100 çadırlık mevcutları varken , oba halkı yazın Sivas'ta , kışın da İran'da bulunan Şehri Zor dolaylarında kışlamaktaydılar. Çivril,Dinar ve Evciler yöresinde yerleşik hayata başlayan Barak'ların ise yaylakları Belkuyu, Küpkuyu ve Anakız mevkileri ile kışlıkları , Batı Anadolu'da küçük topluluklar halinde meskun bulundukları köylerdir.

BARAKLI OYMAĞI OBALARI

        Torunlu, Kürdili, Eseli, Tiryakili, Göğebakan Ali, İdrisli, Hacı kasımlı, Mercanlı, Çok Şukurlu, Merzibalı, Çaprazlı, Karakozaklı.

BULUDUKLARI YERLER

        Anadolu dışında ; Suriye'de (Rakka, Halep, Rumkale ), İran'da (Horasan ve Şehri Zor ) da, Türkiye içinde ise ; Afyon, Adana, Amasya, Ankara (10 Hane ) , Antalya, Aydın ( 5 Hane ) ,Bursa, Çorum, Denizli, Gaziantep, İstanbul ( 10 Hane ), İzmir (70 Hane ) , Kahramanmaraş, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Nevşehir, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Yozgat illeri ile Bayat, Çatalca, Çiçekdağı, Çivril, Evciler, Dazkırı, Delice, Dinar, Hacıbektaş, Ilgın, Karaisalı, Kaş, Keleş, Keskin, Nazilli, Nizip(Akçaköy), Sarıkaya, Selçuk, Tarsus, Taşova ilçelerinde yaşamaktadırlar. Çevremizde Çivril ilçe merkezinde 10 hane, Bozdağ köyünde 60 Hane, Alikurt köyünde 3 hane vardır. ( Şükrü Tekin Kaptan. Çivril ve Yöresinde Yörük Kültürü ).

  

BARAKLAR HAKKINDA DİĞER TARİHÇİ GÖRÜŞLERİ

 

         Bazı 15.yy kaynaklarında Bayat boyuna bağlı olan Dulkadirli'lerin Cerîd oymağı içerisinde, bir oba olarak yer aldığı belirtilen Baraklar bir aşiret olarak bilinmektedir. Karalar aşireti içinde de bir cemaatı bulunan Baraklar; "Barak, Baraklı, Baroklu, Baraklar" şeklinde de tanınmaktadırlar.
        Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Gaziantep, Kilis ve Nizib'in güneyi ile Suriye'nin bu yörelere yakın bazı sınır köylerinde yaşayan ve eski bir Türkmen aşireti olan Baraklar, 1520-1566 yılları arasında 1.Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait tahrir defterlerinde Halep Türkmenleri arasında yaşadılar. Kendilerinin Horasan'dan gelmiş olduklarını kabul etmelerine karşın yapılan bazı yerel araştırmalarda bu aşiretin Bey dili Aşireti içerisinde yer aldığına ilişkin bilgilerde bulunmaktadır.
        Zamanımızda toprağa sıkı sıkıya bağlı bulunan ve Sınırları doğuda Fırat nehrine kadar uzanan Barakların Horasan'dan Anadolu'ya gelişlerini ve orada yaşarlarken karşılaştıkları olayları hikâye eden, destan ve türkülerle süslenmiş ilginç sözlü tarihleri de bulunmaktadır. Bu kayıtlara göre Firuz Beyin önderliğinde Anadolu'ya gelen Baraklar, önce Yozgat yöresinde yurt tutmuşlar, daha sonra devletle araları açılınca Ş. Urfa yakınlarındaki "Colab" adıyla anılan yöreye göç etmişlerdir. Bu durumda Firuz Bey oymağın yarısını alarak Horasan'a geri dönünce, geride kalan Baraklar da Anadolu'nun muhtelif yörelerine dağılarak diğer Türk boyları arasında eridiler. 1688 yılında Bayındırlar ve diğer oymaklarla beraber Sivas bölgesinde, ekinleri yedirdikleri, evleri yaktıkları nedeniyle 1691 yılında Rakka'da iskânlarına karar verilen Baraklardan ancak yoğun olarak yaşadıkları G.Antep yöresindeki yaşayanları asıl ve asaletlerini koruyarak adet ve geleneklerini muhafaza edebildiler. Bu gün Suriye sınırları içinde kalanlar ise büyük ölçüde Araplaşmışlardır.
Bu oymağın bilinen Beyi, 1940 yıllarında, Nizip ilçesine bağlı Akça köyünde oturan İdris Kahya'dır. Ekseriyeti Nizip'in güney taraflarına yerleşmiş olan Baraklar'ın bir kısmı da 15. yy sonlarında Dinar, Evciler ve Çivril yöresine "Barak" Bozdağ köyü çevresindeki "Çukur kuyu" mevkiine ve Evciler Baraklıu Köyü civarına konar-göçer olarak yerleşmiş olup, bir bölüğü de halen K. Maraş dolaylarındaki Nurhak dağı oymakları arasında bulunmaktadır.
         Öte yandan 1729 yılında Rakka'da iskân olundukları yerden kaçarak Anadolu'nun muhtelif yerleri ile Sivas iline geldikleri nedeniyle, yeniden eski iskân bölgeleri olan Rakka'ya götürülmelerine karar alınan Barakların 1764 yılında Halep'te 100 çadırlık mevcutları varken, oba halkı yazın Sivas'ta yazlarken, kışın da İran'da bulunan Şehri Zor dolaylarında kışlamaktaydılar. Çivril yöresinde yerleşik yaşamda hayatlarını sürdüren Barakların ise yaylakları Bul kaz dağının Bel kuyu, Küp kuyu ve Anakız mevkileri ile kışlakları, batı Anadolu'da küçük topluluklar halinde meskun bulundukları köyleridir.
Barak sözcüğünün anlamını, Kaşgarlı Mahmut, en eski Türkçe sözlük olan Divani Lügat'it Türk'te açıklarken bir söylenceyi de aktarıyor:
         ''Barak çok tüylü köpek. Türklerin inandıklarına göre, kerkez kuşu kocayınca iki yumurta yumurtlarmış, bunların üzerine otururmuş, yumurtanın birisinden barak çıkarmış. Bu barak köpeklerin en çok koşanı, en iyi avlayanı olurmuş. Öbür yumurtadan da bir yavru çıkarmış; bu, son yavrusu olurmuş.''Orta Anadolu'nun kimi yerlerinde, uzun tüylü bir tür av köpeğine, Barak ya da Kılbarak denmektedir.

       ''Barak kelimesinin anlamı hakkında Türkçe Sözlük'ün 82.ci sayfasında şunlar yazıyor:
        1- Tüylü, kıllı çuha, kebe. 2- Bir cins tüylü av köpeği. 3- Ağaçlara sarılan büyük asma.
        Ebulgazi Bahadır Han'ın Türklerin eski çağları hakkında tespit ettiği söylentilere göre: Oğuz Han Güney Muhit Denizinin kıyılarında, yüksek dağlarda yaşayan kabilelerin padişahı (İtbarak Han'a) ilk seferinde yeniliyor. 17 yıl sonra onu yenip öldürüyor.
        Moğolların Tarihçisi Reşidüddin bu kabileyi (Kılbarak) diye adlandırıyor. Oğuz Kılbarakların karanlıklar diyarındaki memleketine gittiğini söylemekle Kılbarak'lar diyarının kuzey ülkeleri olduğunu göstermiş oluyor.
18.ci yüzyılda Cengiz Han'ın memleketine gitmiş olan İtalyan gezgini Garpini bunların güneyde olduklarını, Cengiz, Hindistan Seferinden dönüşte Barak'lara rastladığını anlatır. Cengiz Ordusu bunlarla savaşa tutuşmuştur. Fakat Baraklar bir hileye başvurmuşlar , şehre girip vücutlarını ıslattıktan sonra, kumda yuvarlanmışlar ve vücutlarını kaplayan çamur, soğukta donarak buz kesilince derilerine ok işlemez olmuş; sonrada Cengiz'in askerlerini bozguna uğratmışlar.Reşidüddin, kabilenin çamura girerek kumda yuvarlandıktan ve bu işleri üç defa tekrar ettikten sonra meydana gelen kalın tabakayı kurutmak ve savaşa böyle gitmek adetleri olduğunu kaydeder.
         Barak adında dört tane Türk Hakanı adı biliyoruz:   
        1- Barak Hacip'tir (Ölümü 1235) Kirman Beyi ve bu ülkede hükümdarlık eden Karahitay sülalesinin kurucusudur. Barak Hacip, Barak Oğulları Sülalesindendir. 1210 da cereyan eden Talas Muharebesinden sonra Harzemşah'ların hizmetine girmiş, sonra hükümdarın Serdar veziri olmuştur. Harzemşah Devletinin yıkılışını doğuran Cengiz istilası karşısında çıkan kargaşalıklardan yararlanarak 1222 de Kirman'da istiklalini ilan etmiş ve kurduğu hükümeti kısa zamanda kuvvetlendirmiştir. İslamiyeti kabul ettikten sonrada Abbasi Halifeleri tarafından tanınarak kendisine Kutluğ Ünvanı verilmiştir. Barak Hanedanıoğulları 81 yıl payidar olmuşlardır.
        2- 16.cı yüz yıllarda Özbek Hanlarından Nevruz Ahmet Han'ın Türkçe adıda Barak Handır. Bu hükümdar Kanuni Sultan Süleyman'la münasebette bulunmuştur.
        3- Çağatay Hükümetini oldukça olgunlaştıran ve büyük Hakan Kubilay Han'a kafa tutan Barak Han'ın hayatı dağdağalı geçmiştir. İlkin kendisine Maveraünnehir'de bir arpalık verilmiş (...) ve burada boş durmayarak İran Han'ı Abaka Han'a karşı harekete geçmiş, Horasan ve Afganistan'ın bir kısmını yağma etmiştir. Fakat İran Moğolları tarafından perişan edilerek ölümden zor kurtulmuştur. (...) Buhara'ya gelmiş, bir söylentiye göre Müslüman olarak Giyasettin ünvanını almıştır. En son 1371 de bir muharebede yenilerek ordu ve karargahı kuşatıldığı zaman ansızın ölmüş olduğu öğrenilmiştir. Ölüsü Moğol geleneğine göre parlak bir törenle büyük bir dağın tepesine gömülmüştür.''
(''Genel Tarih 1'' adlı kitapta -İsmet Parmaksızoğlu, Yaşar Çağlayan- ''Çağatay Hanları Soykütüğü'' verilmiştir. Çağatay Hanları Soykütüğü'nde, Barak Han'ın, 1266-1271 yılları arasında 7. han olarak tahtta kaldığı belirtilmiştir.
         4- Cuci Sülalesinden Özbek Han'ı Urus'un torunu Koyırcak Hanın oğlunun adı da Barak Handır. 1419 yıllarında Bozkırlarda yaptığı savaşlarda başarı elde edemeyince Maveraünnehir'e kaçıp Uluğ Bey'e sığınmıştır. Üç yıl Uluğ Beyin yanında kalmış, sonra onun yardımı ile Gök Orduyu ele geçirerek Han olmuştur. Barak Han 1429 da Moğolistan'a yaptığı bir akında prenslerden Sultan Mahmut tarafından öldürülmüştür.
Bunlardan başka birde Bektaşi Babalarından Sarı Saltuk beyin halifesinin adı da Barak'tır ve buna Barak Baba denmektedir. Barak Baba Anadolu'yu dolaşmış. İki kere Şam'a gitmiş, Moğollar tarafından Geylan'a elçilikle gönderilmiştir. Fakat ayaklanma halinde olan Geylan'lılar Barak Baba'yı parçalayarak öldürmüşlerdir. 1308 de kemikleri dervişleri tarafından Sultaniye'ye getirilmiş ve oraya gömülmüştür. Moğollar tarafından kendisine bir mezar ve yanına bir tekke yaptırılmıştır.''
        Yunus Emre bir şiirinde
       Yunus Tapduk'dan oldu hem Barak'dan Saltuk'a
       Bu nasip çün cüş kıldı ben nice pinhan olam
       '' diyerek şeyhi Tapduk Emre'nin Barak Baba'yla ilişkisini açıklar. Dolaştığı yerlerde garip kılığı ve kendisine uyan dervişleriyle halkı şaşkınlığa düşürüp ürküten Barak Baba'nın ''şathiyye'' türü bir yapıtı vardır. Çağatayca olan yapıt, ''Barak Baba Risalesi'' adıyla anıla gelmişse de daha çok yarım kafiyeli ve yedi heceli şiir görünümündedir. Önce ''Kutbü'l Alevi'' adlı biri tarafından Farsça olarak şerhedilmiş -açımlanmış- (1355), sonra bu açımlama; Hızıroğlu İlyas (Uzun Firdevsi) tarafından, başkasının ayrıntılı anlatımı olduğu belirtilmeden Türkçe'ye çevrilmiştir (1485). ''Barak Baba'ya uyanlara Barakiyan ve Baraklılar dendiğini tarihi kaynaklardan öğreniyoruz. Bektaşi Vilayet-Name'lerine göre de Barak Baba'nın Hacı Bektaş Veli'nin Halifelerinden olduğu bilinmektedir. Barak Baba'nın Tokat köylerinden birinde doğduğuna ve babasının beylerden olduğuna bakılırsa Selçuk Türkleriyle birlikte Anadolu'ya gelerek Yozgat dolaylarına yerleşen Barak ve Türkmen Oymaklarından olması ihtimali daha kuvvetlidir. Barakların vaktiyle Alevi, yani, Bektaşi tarikatlarından oldukları İdris İnal'ın verdiği bilgilerden anlaşılmaktadır. Hatta yakın zamanlara kadar Tokat'tan Alevi Dedelerinin Tekkeye kurban ve para toplamak için geldiklerinde, Barakların bunlara fevkalade hürmet göstermiş olduklarını anlatıyor ki bunların bir kısımlarının Alevi Dedeleriyle sıkı bir ilgileri vardır. Bugün ekseriyeti Nizip'in Barak Bucağında toplanmış olan Barak Aşiretinden bir kısmının Yozgat'ta kaldıklarını bazı kaynaklardan öğreniyoruz. Bundan 170 yıl önce bir kısım Barakların eski yerlerinde Yağni, Derzor ve havalilerinde kaldıkları Cevdet Paşa Tarihinde yazılıdır.
         Tarihteki Baraklara ait bu parça aşağıdadır.
        (1232 tarihinde Baraklar Kilis Hasına tecavüz ediyorlar. Bunların üzerine Halep Valisi Ahmet Paşa, bir kıta top ve bin neferle delilbaşısı Osman Ağayı gönderiyor. O da Barakları mağlup ediyor. Ve birkaç tanesini idam ederek başlarını istanbul'a Padişah'a gönderiyor. Rakka Valisi de yine havalide yaşayan Barak Aşiretinden ve sair eşkiyadan on tanesini idam ediyor ve başlarını İstanbul'a gönderiyor.) (Cilt 11 Sahife: 17)
Bu beldede uzun süre inceleme yapan Yalgın şu bilgiyi veriyor:
        ''Barak aşireti 1000-1010 tarihlerinde Firuz Beyin idaresi altında Ortaanadolu'dan sürülerek yerleştirilen 80.000 hanelik Türkmenlerin bir oymağıdır ki vaktiyle Rakka-Culap ve Gaziantep Cenubunda yerleşmiş 97 köyden ibarettir. 97 köyün 18'i Türkiye, geri kalanı Suriye'de kalmıştır. Barak oymağının 12 obası vardır: Bu obaların on iki olmasına rağmen kendi aralarında 7 obaya ayrılmıştır: Eseli, Karakozan, Adıklı, Kürdülü, Abdürrezaklı, Torun, Bayındırlı obalarıdır. Bunlardan en büyükleri Torun, Abdürrezaklı, Kürdülüdür.
Türkmenlerin, Karaşıhlı, Bekmişli, Araplı adında üç kolu vardır.
        Kimi kaynaklara göre de Barak'ın anlamı ''bayrak'' demektir... Yöre halkı, Türkmen göçüne bayraktarlık ettiği için yöreye ''Barak'' denilmiştir. Barak Türkmenleri'nin Anadolu'ya 11.yüzyılın başlarında göç ettikleri bilinmektedir.

 

 

 




Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam58
Toplam Ziyaret168973
Anket
Hangi futbol takımını tutuyorsunuz?
Saat
EVCİLER CANLI YAYIN

TEŞEKKÜRLER

SİTEMİZİN YILLIK ALAN ADI ÜCRETİNİ KARŞILAYANLAR
 

2005 Yılının Alan Ücreti... İ. Hakkı KOÇ

2006 Yılının Alan Ücreti… Halil AKÇOR

2007 Yılının Alan Ücreti… İ. Hakkı KOÇ

2008 Yılının Alan Ücreti… İ. Hakkı KOÇ

2009 Yılının Alan Ücreti… İ. Hakkı KOÇ

2010 Yılının Alan Ücreti… İ. Hakkı KOÇ

2011 Yılının Alan Ücreti… İ. Hakkı KOÇ

2012 Yılının Alan Ücreti... Birgi DAŞMAN

2013 Yılının Alan Ücreti.... Kıymet ÇETİNKAYA  KAHVECİOĞLU

2014 Yılının Alan Ücreti....  Halil BİRER


AKÇOR TEKSTİL

AKÇOR TEKSTİL DENİZLİ

TEL: 0 532 4921714

KARAÇOR PLASTİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.

 

 

 Dede KARAÇOR

ALİ CİRİT

alicirit1455@hotmail.com

DENIZLI
http://jenerasyon.tv/2675223941.facebook

www.jenerasyon.org


KÖYLÜMÜZ AŞÇI NAİL DENİZLİ


0 535 3359481

ZİRVE TOPTAN SATIŞ

Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 30° 16°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.16052.1644
Euro2.83812.8433
ARAMA YAPABİLİRSİNİZ
Custom Search